Kablolu yaşamdan kurtulmak çok güzel.

Yazının başlığı kimseyi yanıltmasın, kablosuz şarj aletlerinden bahsetmiyorum.

Bu yılın güz dönemi Hacettepe’de başladı ve bilgisayarımı daha fazla kullanacağımı öngörerek bir batarya aldım. Yıllardır fişe bağlı yaşamaktan kurtulmak öylesine güzel hissettiriyor ki şu anda…

Genelde kablolu yaşamaktan çekinmem. Eski telefonlarımın pili çok uzun gitmiyordu, onlar için ne powerbankler eskitmişimdir. Taşırken ölmeyecek olsam laptop kullanırken yanımda aküyle bile gezerdim eminim.

Yıllardır batarya almaya hep çekiniyordum, iki gün önce Amazon Prime kampanyamla beraber sonunda aldım bir batarya. Dün geldi, gerekli prosedürler, 12 saat şarjda duracak falan… Hepsini hallettim ve bugün derslerim bittiği gibi dışarıya çıktım ve çimlere oturdum.

Hava güneşli, bulutlar seyrek. Etrafta ağaçlar bol ama çimlik alan da açık. Güzel Sanatlar Fakültesi’nin çimleri olunca tenha, çünkü Hacettepe’nin merkezinden biraz uzak. Çevrede mermer heykeller var ve ayrı bir güzellik katıyor manzaraya.

Kulaklığım takılı ve sevdiğim müzikler eşliğinde doğada bunları yazmak istedim. Huzurluyum şu anda. Yıllardır olduğumdan çok daha huzurluyum hem de.

Beni şarj aletlerine kimse zorla yaklaştıramaz ama “şarjınız %20” uyarısı koşturur. Yine de sürekli ekstra yük taşımaktansa, fiş aranmak zorunda kalmaktansa biraz kablolardan bağımsız olmak harika hissettiriyor.

Telefonumun neden bataryasını değiştirtmedim peki bu süreçte? Çünkü yeni bir telefona geçmeyi planlıyordum. Üç yıl boyunca. Biraz imkanlardan ötürü ertelendi durdu hayalim ama en sonunda onu da yaptım. Artık tam şarjla iki günü zorlayabiliyorum.

Her ihtimale karşı omuz çantamda bir powerbank ve şarj aleti olur yine de. İnsanlık hali, belki gece şarja takmayı unutmuşumdur.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın